Mindful Olmak Ne Demektir?
Bazı anlar vardır; zaman yavaşlar.
Bir pencere önünde dururken, çayın buharı yükselirken, sokaktan gelen bir ses bir anlığına kalbine dokunurken…
O anlarda hayat sana bir şey öğretmez; hatırlatır.
Mindful olmak tam olarak böyle bir hatırlayıştır.
Daha iyi olman gerektiğini söylemez.
Daha fazlasını yapmanı istemez.
Seni bir hedefe doğru itmez.
Sadece durmanı ister.
Olduğun yerde… Olduğun hâlinle…
Bu yazı, “nasıl daha bilinçli olurum?” sorusuna cevap aramak için yazılmadı.
Bu yazı, zaten bildiğin ama unuttuğun bir hâli nazikçe geri çağırmak için burada.
Eğer bu satırlardaysan, belki de içindeki sessiz ses şunu fısıldıyordur:
“Bir an durabilir miyim?”
Mindfulness Nedir? Bir Teknik Değil, Bir Hâl
Mindfulness, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bir uygulama, bir yöntem, yapılacaklar listesine eklenen bir alışkanlık gibi düşünülür. Oysa mindfulness, yapılacak bir şey değil; olunacak bir hâldir.
Mindfulness;
– Anda olmayı zorlamak değildir.
– Zihni susturmaya çalışmak değildir.
– Düşünceleri yok etmek hiç değildir.
Mindfulness, olanı olduğu gibi fark edebilmektir.
Ne eksilterek…
Ne süsleyerek…
Bir duyguyu değiştirmeden fark edebilmek,
Bir düşünceyi kovalamadan izleyebilmek,
Bir bedensel hissi yargılamadan tanıyabilmek…
İşte mindfulness tam olarak burada başlar.
Anda Kalmak Ne Demektir Gerçekten?
Anda kalmak, sadece “şimdi”ye odaklanmak değildir. Anda kalmak, kaçmadan burada olabilmektir.
Zihin geçmişe gittiğinde bunu fark etmek…
Geleceğe sıçradığında bunu yargılamadan görmek…
Ve sonra, nazikçe geri dönmek…
Mindfulness, zihni sürekli şimdiye sabitlemek istemez. Çünkü zihin hareketlidir. Gider gelir. Mindful olmak, bu hareketi düşman ilan etmez.
Tam tersine…
“Gittiğini fark ettim” diyebilmek bile, derin bir farkındalıktır.
Kadınların İç Dünyası ve Mindfulness Arasındaki Doğal Bağ
Kadınların iç dünyası çok katmanlıdır. Duygular, sezgiler, beden sinyalleri ve zihinsel süreçler çoğu zaman aynı anda konuşur. Bu yoğunluk, bazen yorucu olabilir.
Ama mindfulness, bu yoğunluğu azaltmayı hedeflemez.
Onu duyulur kılar.
Kadın enerjisi, fark ettiğinde yumuşar.
Yumuşadığında hafifler.
Hafiflediğinde kendini taşımak zorunda kalmaz.
Mindfulness, kadınların iç dünyasında “daha az hisset” demez.
“Daha net fark et” der.
Bu fark ediş, bir sakinlik getirir. Ama bu sakinlik bastırılmış bir sessizlik değil; kabulden doğan bir dinginliktir.
Farkındalık: Kendini Düzeltme Çabası Değil
Birçok insan mindfulness’a, kendini düzeltmek için yaklaşır. Daha sabırlı olmak, daha sakin olmak, daha iyi biri olmak için…
Oysa mindfulness, kişisel gelişim yarışına katılmaz.
Farkındalık, kendini sürekli gözden geçirmek değildir.
Kendini izlerken sertleşmek değildir.
Gerçek farkındalık, kendine karşı yumuşak olabildiğin yerde başlar.
“Şu an böyle hissediyorum.”
“Şu an zihnim karışık.”
“Şu an yorgunum.”
Bu cümleler çözüm aramaz. Sadece dürüstlük ister.
Anda Olmanın Ruhsal Hafiflik Hissi
Ruhsal hafiflik, her şey yolundayken gelen bir his değildir. Çoğu zaman, hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadığında ortaya çıkar.
Mindfulness ile anda kalmak, yükleri bir anda bırakmaz. Ama onları taşırken daha az sıkmanı sağlar.
Düşünceler gelir…
Duygular dalgalanır…
Beden sinyaller verir…
Ama sen, bunların hepsi olurken kendini kaybetmezsin.
İşte bu hâl, ruhsal hafifliktir.
Sorunsuzluk değil…
Temas hâlinde kalabilme becerisidir.
Günlük Yaşamda Yumuşak Mindfulness Anları
Mindfulness, özel köşeler, uzun süreler ya da sessiz ortamlar gerektirmez. Aslında en çok, hayatın ortasında işe yarar.
Sabah yüzünü yıkarken suyun sıcaklığını fark etmek…
Yürürken ayaklarının yere temasını hissetmek…
Bir konuşmada cevap hazırlamak yerine gerçekten dinlemek…
Bunlar küçük gibi görünür. Ama farkındalık, küçük anlarda köklenir.
Yumuşak Bir Mindfulness Anı
Şu an oturduğun yerde, bedenini fark et.
Hiçbir şeyi düzeltmeden…
Omuzların nasıl? Nefesin nerede?
Bu fark ediş, bir şey başarmak için değil.
Sadece burada olmak için.
Mindfulness, hayatı daha iyi yapmaz belki…
Ama seni hayata daha yakın kılar.
İçsel Sessizlik: Zihnin Susması Değil
İçsel sessizlik, zihnin tamamen durması değildir. O, düşüncelerle kavga etmediğin andır.
Mindfulness pratiğinde sessizlik, boşluk anlamına gelmez. Aksine, her şeyin duyulabildiği bir alan açar.
Bir düşünce geldiğinde…
“Git” demek yerine…
“Geldin” diyebilmek…
Bu kabul, zihni yavaşlatır. Zorla değil; güvenle…
Sezgi ve Bilinç Hâline Alan Açmak
Sezgi, yüksek bir yetenek değildir. Duyulmak isteyen ince bir sestir. Mindfulness, bu sese alan açar.
Zihin sustuğunda değil;
Yargı azaldığında sezgi belirir.
Kadınlar için bu ses çoğu zaman tanıdıktır. Ama günlük koşuşturmada bastırılır. Mindfulness, sezgiyi çağırmaz; sadece önündeki gürültüyü azaltır.
Mindful Olmak Bir Yolculuktur, Varış Noktası Değil
Mindful olmak, “oldum” denilecek bir hâl değildir. Bazı günler daha farkında hissedersin, bazı günler daha dağınık…
Ve bu tamamen normaldir.
Mindfulness, istikrarlı olmayı değil; şefkatli kalmayı öğretir.
Bugün anda kalamadığını fark ettiysen…
Bu da bir farkındalıktır.
Kendinle Aynı Anda Olmak
Mindful olmak ne demektir sorusunun tek bir cevabı yok. Çünkü her insan, anda farklı bir kapıdan girer.
Ama ortak bir nokta vardır:
Mindfulness, seni kendine geri getirir.
Daha iyi bir versiyonuna değil…
Daha dürüst, daha yumuşak, daha gerçek hâline…
Eğer bu yazıyı bitirirken biraz olsun yavaşladıysan,
Bir nefes aldığını fark ettiysen,
Kendinle temas ettiysen…
Zaten mindful bir andaydın.
Ve belki de farkındalık, tam olarak budur.