Mindfulness ile Duygusal Farkındalık Geliştirmek
Bazı duygular vardır,
yüksek sesle konuşmaz.
Bağırmaz, çağırmaz.
Ama kalbin bir köşesinde usulca bekler.
Gün içinde gülümsediğin bir anda,
içinde tarif edemediğin bir sıkışma…
Her şey yolundayken bile
nedensiz bir dalgalanma…
İşte o anlarda,
duygular sana bir şey anlatmaya çalışır.
Mindfulness,
bu dili zorlamadan duymanın
en yumuşak yollarından biridir.
Bu yazı;
duygularını “düzeltmek” için değil,
onlarla temas kurabilmen için yazıldı.
Çünkü duygusal farkındalık,
bir sorun çözme çabası değil;
bir yakınlaşma hâlidir.
Okurken kendine nazik ol.
Bu satırlar sana bir şey eklemeye değil,
zaten içinde olanı fark ettirmeye geliyor.
Mindfulness Nedir? Sezgisel Bir Yaklaşım
Mindfulness,
çoğu zaman “anda kalmak” olarak tanımlanır.
Ama bu tanım,
onun derinliğini tam olarak anlatmaz.
Mindfulness,
olan biteni değiştirmeden
fark etmeye gönüllü olmaktır.
Bir duygu geldiğinde,
onu bastırmadan…
Bir düşünce belirdiğinde,
onu kovalamadan…
Sadece fark etmek.
Mindfulness,
zihni susturmayı değil,
zihnin hareketlerini izlemeyi önerir.
Ve bu izleyiş hâli,
duygularla kurulan ilişkiyi
köklü biçimde yumuşatır.
Duygusal Farkındalık Nedir?
Duygusal farkındalık,
hangi duyguyu yaşadığını bilmekten daha fazlasıdır.
Bu,
duygunun bedendeki yansımalarını fark etmektir.
Duygunun gelip geçici doğasını görmektir.
Onunla özdeşleşmeden temas kurabilmektir.
Bir duyguyu fark etmek,
onu tanımlamak zorunda olmak değildir.
Bazen sadece şunu demek yeterlidir:
“Şu an içimde bir şey var.”
Mindfulness,
bu fark edişi güvenli bir alan hâline getirir.
Kadınların İç Dünyası ve Duygularla İlişkisi
Kadınların iç dünyası,
duygularla örülüdür.
Bu bir zayıflık değil,
derin bir algı gücüdür.
Kadınlar çoğu zaman
aynı anda birden fazla duyguyu hisseder.
Sevinçle birlikte hüzün…
Güçle birlikte kırılganlık…
Mindfulness,
bu çok katmanlı duygusal alanı
basitleştirmeye çalışmaz.
Aksine,
ona alan açar.
Kadın enerjisi,
duyguları bastırarak değil,
onları taşıyabilerek dengelenir.
Mindfulness ile Duygulara Yaklaşmak
Mindfulness,
duygulara üç temel davet sunar:
- Fark et
- Kabul et
- Yargılama
Bir duygu geldiğinde,
onu hemen “iyi” ya da “kötü” diye etiketlemek
zihnin alışkanlığıdır.
Mindfulness ise şunu fısıldar:
“Biraz dur. Bak.”
Bu bakış,
duyguların yükünü hafifletir.
Çünkü fark edilen duygu,
daha az sıkışır.
Anda Kalmak ve Ruhsal Hafiflik
Anda kalmak,
duygularla ilgili en yanlış anlaşılan kavramlardan biridir.
Anda kalmak,
sürekli mutlu olmak değildir.
Ya da her an huzurlu hissetmek hiç değildir.
Anda kalmak,
şu an ne varsa
onunla temas edebilmektir.
Bu temas,
duyguların akmasına izin verir.
Ve izin verilen duygu,
çoğu zaman yumuşar.
Bu yumuşama hâli,
ruhsal hafiflik olarak hissedilir.
Duyguların Bedendeki İzleri
Mindfulness,
duyguların sadece zihinsel olmadığını hatırlatır.
Her duygu,
bedende bir iz bırakır.
Göğüste bir ağırlık…
Boğazda bir düğüm…
Midede bir dalgalanma…
Duygusal farkındalık,
bu bedensel sinyalleri fark etmekle başlar.
Duyguya isim koymadan önce,
bedene kulak vermek…
Bu,
kadın sezgisini güçlendiren
çok doğal bir kapıdır.
Günlük Yaşamda Yumuşak Duygusal Farkındalık Anları
Mindfulness,
günlük yaşamda küçük anlarla derinleşir.
Sabah Uyanırken
Uyanır uyanmaz,
duygusal tonunu fark etmek…
Neşeli mi?
Yorgun mu?
Belirsiz mi?
Değiştirmeden.
Yorumlamadan.
Sadece fark etmek.
Gün İçinde Bir Tepki Anı
Bir şeye sinirlendiğinde…
Kırıldığında…
İçine kapandığında…
O an,
kendine şu soruyu sorabilirsin:
“Şu an içimde ne oluyor?”
Bu soru,
duyguyu çözmez.
Ama onunla temas kurar.
Akşam Yavaşlaması
Gün biterken,
bedenini ve duygularını yoklamak…
Bugün hangi duygular bana eşlik etti?
Hangileri daha baskındı?
Bu bir analiz değil.
Bir hatırlayış.
Ritüel Gibi Ama Ritüel Olmadan
Bu farkındalık anları,
ritüel gibi anlatılabilir
ama bir görev değildir.
Zorunlu yapılmaz.
Kaçırıldığında suçluluk yaratmaz.
Mindfulness,
“yapamadım” duygusunu beslemez.
Aksine,
nerede fark ettiysen
oradan devam etmeni davet eder.
İçsel Sessizlik ve Duygular
İçsel sessizlik,
duyguların yokluğu değildir.
Sessizlik,
duygularla savaşmadığın hâlde ortaya çıkar.
Bir duygu geldiğinde,
ona alan açtığında…
Zihnin gürültüsü azalır.
Ve o boşlukta,
sessizlik hissedilir.
Bu sessizlik,
kadın ruhu için çok besleyicidir.
Sezgi ve Duygusal Farkındalık
Sezgi,
duygusal farkındalıkla birlikte derinleşir.
Çünkü sezgi,
zihinsel bir çıkarım değil;
ince bir his hâlidir.
Mindfulness,
bu ince hisleri bastırmaz.
Aksine,
duyguların arasından süzülen
o küçük işaretleri görünür kılar.
Bir şeyin sana iyi gelmediğini hissetmek…
Bir ortamda huzursuzlaşmak…
Bir seçimde içinin daralması…
Bunlar,
duygusal farkındalığın doğal uzantılarıdır.
Yargısız Olmanın Şefkati
Duygular,
yargılandığında ağırlaşır.
“Bunu hissetmemeliyim”
“Yine mi böyleyim?”
“Daha güçlü olmalıydım”
Mindfulness,
bu cümlelerin fark edilmesini ister.
Ve sonra,
onları yumuşatır.
Yargısızlık,
kendine şefkatle bakabilmenin kapısıdır.
Duygusal Farkındalık Bir Süreçtir
Duygusal farkındalık,
bir günde gelişmez.
Bir hedef değildir.
Bazen çok net hissedersin.
Bazen tamamen karışık.
Bu dalgalanma,
sürecin kendisidir.
Mindfulness,
süreçle kavga etmemeyi öğretir.
Mindfulness ile Kendinle Yakınlaşmak
Duygusal farkındalık arttıkça,
kendinle olan mesafe azalır.
Duygular düşman olmaktan çıkar.
Birer haberciye dönüşür.
Bu yakınlık,
içsel dengeyi besler.
Ve denge,
zorlama ile değil
kabul ile kurulur.
Duygularına Yumuşak Bir Davet
Bu yazıyı bitirdiğinde,
duygularının tamamen netleşmesi gerekmez.
Belki sadece
onlara biraz daha yumuşak bakarsın.
Belki bir duyguyu
daha erken fark edersin.
Belki kendine şunu söylersin:
“Şu an ne hissediyorsam, buna alan açabilirim.”
Mindfulness,
işte bu alanın adıdır.
Duygular geçer.
Farkındalık kalır.
Ve sen,
bu farkındalıkla
kendine biraz daha yakın olursun.